Öğrenmeyi Sevmek…
Sanki dünyanın her noktasına konulmuş megafonlardan sürekli olarak; Bilgiyi tüket, Teknolojiyi tüket, İlişkileri tüket, Aşk’ı tüket, An’ı tüket, Kendini tüket… Tüket… tüket… tüket… sözcükleri seslendiriliyor.
Sanki dünyanın her noktasına konulmuş megafonlardan sürekli olarak; Bilgiyi tüket, Teknolojiyi tüket, İlişkileri tüket, Aşk’ı tüket, An’ı tüket, Kendini tüket… Tüket… tüket… tüket… sözcükleri seslendiriliyor.
İnsanların büyük çoğunluğu için “simüle etmek” zordur. Sanattan matematiğe, sosyolojiden siyasete, yapı inşa etmekten, uzay keşiflerine kadar tüm alanlarda, “simüle etmek” işin özünü oluşturmaktadır. Bu “yetenek” değil, “eğitim” sorunudur. Zihin bu yönde eğitilmediğinde; boş bir araziye bakıp, orada hacimlendirilecek olan […]
Toprak toza dönüşüp yeryüzünü kaplar. Ağaçlar, ormanlar, ovalar, dağlar, kentler ve tüm canlılar bu tozdan payını alır. Ortalık sanki “sis olmayan bir sis” ile kaplanır… İç daraltan bir sıkıntı. Bir bekleyiş. Sonra bir gün; Güz yağmurları başlar…
Çevremizdeki insanlarla uğraş alanlarının dışındaki konular üzerine konuşmak istediğimizde şu cevaplarla sıklıkla karşılaşıyoruz; “İşin mi yok… Bu işlere kafa yoruyorsun.” “Bu konular benim ilgi alanıma girmiyor” İnsanın dünyaya, “ilgi alanı”, “ilgi alanı dışı” diye kategorik bir bakışla yaklaşması, “Ay’ın karanlık […]
Yaşanan her bayram, birçok konuyu “tekrar” gözden geçirmemiz, düşünmemiz için bir fırsattır… Hele günümüzün sadece “tatil”e dönüşen bayramlarında bu daha da önem kazanıyor. Neredeyse “mutlu” olmanın bir tek “belirlenmiş tarih aralıklarına” sıkıştırılması… Ve o aralıkların da bir yerlere gitmekle sınırlandırılması, […]
3 Ağustos doğum günümdü… İnsanlık tarihinin zaman/insan ilişkisini iyi anlatan cümlelerinden biri Augustus’un, “zaman bizim bedenimiz”dir… İnsanın neredeyse tüm hayatı, bedenine yazılır. Aynı zamanda da beden ve ruh, yaşını dışarıya vurur. Bir tür göstergeye dönüşür “yaş”…
Yaz günleri, deniz ile en çok haşır neşir olunan zaman. Kıyısında güneşlenilen, Serinlemek için yüzülen, Ve kışın hastalanmamak için (!) girilen, Çoğunlukla da “ne olacak işte deniz” olarak algılanan su alanı…
Gün gelir, bir doğa olayı, Gün gelir, tarihe düşülmüş bir not, Gün gelir, bir sanat yapıtı… vs. İş hayatına dair süreçleri yapılandırırken umulmadık katkılar sağlar.
Uçak, kalkış için pistin başına gelip, motorlara yüklenmeye başladığında, çoğu kişi, gözlerini kapatıp, “zaman yolculuğu”na çıkar. Şu anda gidilmekte olan yere, daha önce yapılmış yolculuklar, göz önünden geçer. Benzer duyguları her kalkışta ben de yaşarım.
