Bütün çocukların muhatap olduğu bir soru vardır; “Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane.”… Nar ile tanışma genellikle böyle olmuştur.
Seviyor, Sevmiyor, Seviyor, Sevmiyor… Tüm yapraklar bitene kadar süren heyecan… Çoğu, çocukluktan gençliğe geçişte herkesin denediği bir test.
İnsan kaynakları birimlerinde, en çok sorulan sorudur; “biz nasıl bir insanı işe almalıyız?” Bazıları, çalışan insan konusunda; “bir model oluşturalım, bundan sonrasında bu modele uyanları seçeriz” mantığıyla “prototip” oluşturmaya çalışır. Bir kısım yönetici de insan kaynaklarına, “bizim işimize yarayacak en […]
Çocuklar ilginçler ve onlardan öğreneceğimiz çok şey var.… Uykudan uyandıkları andan, tekrar uyuyana kadar ki geçen zamanları “oyun”dur. Bu zamanlarda, büyüklerin onlarla iletişimi de çoğunlukla “oyun” üzerindendir. Çocukların “oyun”ları üzerinden kurulan iletişim ve eğitim, geleceğinin de sanırım belirleyicisidir.
Uçak, kalkış için pistin başına gelip, motorlara yüklenmeye başladığında, çoğu kişi, gözlerini kapatıp, “zaman yolculuğu”na çıkar. Şu anda gidilmekte olan yere, daha önce yapılmış yolculuklar, göz önünden geçer. Benzer duyguları her kalkışta ben de yaşarım.
İnsan belli bir yaşa geldiğinde, dönüp yaşadıklarına bakıp, muhasebesini yapsa; önemli sonuçlara ulaşabilir. Bu muhasebe “kendi iradesi” ile gerçekleştirdikleri üzerine olmalıdır. Doğru bir değerlendirme için, kendi iradesi dışında olanlar yer almamalıdır. Örneğin “doğmak” gibi.
“Pamuk Prenses”in, en can alıcı bölümlerinden birisi, kötü kalpli üvey anne ile ayna arasındakidir. “Ayna, ayna söyle bana” diye başlayan diyalog, “ayna”nın ne kadar özel bir nesne olduğunu ortaya koyar. Kötü kalpli üvey anneye, ondan daha güzel bir insanın varlığını […]
Kadın-erkek ilişkilerine dair deneyimler, hayatın geri kalan alanının da aynası gibidir. Bunlardan bir tanesi de “ortaklık”larda ortaya çıkar. Bir birliktelik doğru kurgulanmadığında, nasıl ki sonu “acı verici” olursa, ortaklıklarda da bu geçerlidir.
İnsan doğduğu andan itibaren hem kendi yaşamına, hem de başkalarının yaşamına “tanık”tır. İnsan tanıklık etmekten büyük “haz” alır. Ancak aynı zamanda yaşadıklarına birilerinin de tanık olmasını ister.
