Kentler ve Silüetleri…
20. yy sanatını derinden etkilemiş olan Wassily Kandinsky, Moskova’yı uzak bir yerden gördüğü noktada durur ve “Moskova… Ne kadar dişi bir kent” der. Belki de Moskova’yı en iyi anlatabilecek cümlelerden biridir bu.
20. yy sanatını derinden etkilemiş olan Wassily Kandinsky, Moskova’yı uzak bir yerden gördüğü noktada durur ve “Moskova… Ne kadar dişi bir kent” der. Belki de Moskova’yı en iyi anlatabilecek cümlelerden biridir bu.
Ağaç kurtları sinir bozucudur. Yıllarca bir ses olarak onu duyar hissederiz. Sonra bir gün gelir içten içe kemirilen ahşap, kabuğu olan işe yaramaz bir toz yığınına dönüşür. Dokunduğunuz anda darmadağın olacak olan ahşap görünümlü toz kütlesi…
Toprak toza dönüşüp yeryüzünü kaplar. Ağaçlar, ormanlar, ovalar, dağlar, kentler ve tüm canlılar bu tozdan payını alır. Ortalık sanki “sis olmayan bir sis” ile kaplanır… İç daraltan bir sıkıntı. Bir bekleyiş. Sonra bir gün; Güz yağmurları başlar…
Yaşanan her bayram, birçok konuyu “tekrar” gözden geçirmemiz, düşünmemiz için bir fırsattır… Hele günümüzün sadece “tatil”e dönüşen bayramlarında bu daha da önem kazanıyor. Neredeyse “mutlu” olmanın bir tek “belirlenmiş tarih aralıklarına” sıkıştırılması… Ve o aralıkların da bir yerlere gitmekle sınırlandırılması, […]
Çocukluğumuzda walkman çok modaydı. Sonra, Apple’ın dünyaya sunduğu ve onu batmaktan kurtaran ama dünyanın sesini yok eden “iPod” çağı başladı. Apple, çok doğru bir satış stratejisi ile sadece alet satmadı. Yaşam biçimi sattı… Sağlıklı yaşam için, yürüyen, koşan, spor yapan […]
Bütün çocukların muhatap olduğu bir soru vardır; “Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane.”… Nar ile tanışma genellikle böyle olmuştur.
İnsan doğduğu andan itibaren hem kendi yaşamına, hem de başkalarının yaşamına “tanık”tır. İnsan tanıklık etmekten büyük “haz” alır. Ancak aynı zamanda yaşadıklarına birilerinin de tanık olmasını ister.
“İşini çok iyi yapan bir insan” “Çok ahlaklı bir insan”, “Çok erdemli bir insan”, “Çok kanaatkar”… İçinde yaşadığımız dönem; her insanda olması gereken bu özellikleri, “ayrıcalık” haline getiriyor.
Odysseia’nın, “Ölüler Diyarı’na İniş”teki kahramanı Tantalos’a verilen ceza, Grek mitolojisinin en önemli epizotlarından biridir. Tantalos, ebedi açlık ve susuzluğa mahkum edilir. Beline kadar su içinde olmasına karşın, eğilip su içmek istediğinde su çekilir. Uzanıp üstteki dallardan meyve yemek istediğinde ise, […]
