Kenetlenmek…
Kenetlenmek; Farklı özellikler taşıyan insanların, özelliklerini kaybetmeden bir amacı gerçekleştirebilmek için bir araya gelebilmesi… Bir olabilmesi. Birçok değişikliğin, gelişmenin ve keşfin altında bu bir araya gelebilmek yatıyor.
Kenetlenmek; Farklı özellikler taşıyan insanların, özelliklerini kaybetmeden bir amacı gerçekleştirebilmek için bir araya gelebilmesi… Bir olabilmesi. Birçok değişikliğin, gelişmenin ve keşfin altında bu bir araya gelebilmek yatıyor.
Güzele her baktığımızda hayatımızda küçük kıpırtıların oluştuğunu düşünmek… Güzele her baktığımızda, hayatın yeni bir tarafını keşfettiğimizi algılamak… Güzele her baktığımızda, hayatın her anının dolu dolu yaşanması gerektiğini yaşam felsefesi olarak benimsemek… Güzele bakmak, güzeli keşfetmek, güzeli bulmak…
Tarih, büyük yürüyüşlere tanıklık etmiştir. İnanç adına yapılanlardan, yeni yurt aramalara, hak arayışlarından, su kaynaklarına ulaşmaya kadar çok değişik nedenlerle insanlar yürümüşlerdir. Bu yürüyüşlerin bir kısmı, sadece yürüyenlerin kaderini değiştirmekle kalmış, bir kısmı ise çok büyük insan topluluklarının kaderini değiştirmiştir.
İnsan umutlarıyla yaşıyor. Her güne, her yıla, hatta herkes kendi ömrüne umutla bakıyor. Umutlar arttıkça dünya güzelleşiyor, Umutlar azaldıkça dünyanın keyfi “gazı kaçmış gazoz gibi” oluyor. O yüzdendir ki, her insanın umudu, sadece ona değil, dünyaya ait…
Sokaklar gri, Gökyüzü gri, Deniz gri, Toprak gri, İnsanlar gri, Kısaca her şey gri… Günler geceler boyu süren tek tonlu bir dünya… Sonra bir gün;
İnsan hayatında “yaş” önemli bir yer tutar. Bir çocukla karşılaştığımızda, Yeni bir insanla tanıştığımızda, Yıllanmış duygusu veren insanlara… Şu soru hep sorulur; “kaç yaşındasın?”…
Fatih Sultan Mehmet bir Mayıs günü İstanbul surlarından içeri girdiğinde, Gutenberg matbaayı bulduğunda, Fotoğrafın bulunuşu ilan edildiğinde, Gustave Eiffel’in yaptığı çelik kule açıldığında, Henry Ford ilk arabayı ürettiğinde, Sovyet ordusu Berlin’e girdiğinde, Apollo uzay aracı Ay’a indiğinde, Dr. Barnard ilk […]
20. yy sanatını derinden etkilemiş olan Wassily Kandinsky, Moskova’yı uzak bir yerden gördüğü noktada durur ve “Moskova… Ne kadar dişi bir kent” der. Belki de Moskova’yı en iyi anlatabilecek cümlelerden biridir bu.
Geçmişi kahramanlar üzerinden anlatmak, tarihe dokunmak anlamına geliyor. Tarih, kahramanların “resmi geçit” yaptığı bir alandır. Kahramanların resmi geçidi yok edilse, sanki insanlığın belleği silinecek. Binlerle ifade edilen yıllar, bir avuç insanın omuzlarına yüklenmiş gibi. Oysa insanlık tarihi, isimli isimsiz tüm […]
