Hazırlanmak…
Aynanın karşısında saatlerce vakit geçirmek, Üstüne aldığın her bir giysiye tekrar tekrar bakmak, Olmadılar, neden olmuyorlar soruları… Sonra… Sanki beklenilen oymuş gibi, bir ses ya da başka bir işaret.
Aynanın karşısında saatlerce vakit geçirmek, Üstüne aldığın her bir giysiye tekrar tekrar bakmak, Olmadılar, neden olmuyorlar soruları… Sonra… Sanki beklenilen oymuş gibi, bir ses ya da başka bir işaret.
Friedrich Nietzsche, “Hastanın en iyi ilacı, onu iyileştiren kişiyi kendi gözleriyle görmek olsun” diyerek, göz göze gelmeyi, insan hayatında özel bir yere yerleştirir. Çoğu insan, dünyadan göçerken son kez bu dünyaya bakışlarıyla dokunmak ve en çok da sevdiklerinin gözünün içine bakma […]
Toplum, varolduğundan bu yana değerler üretir.
Üretilen değerlerin bir bölümü, binlerce yıl değişmez iken, bir kısmı ise, benimsendiği andan itibaren değişime uğramıştır. Zaman ve mekan, “değerler” için en büyük aşındırıcı ve dönüştürücüdür.
Toplumları gözlemenin iyi yollarından biri de, toplumun benimsediği değerler karşısındaki tavırlarıdır.
İnsan, “iyi olma” ile “iyi olmak” arasındaki farkın farkında olmadığında, anlamsız ve yorucu çabalar içine girer. Bu çabalar da çoğu zaman, tam tersine sonuçlar doğurur. Oysa “iyi olma”, insan olmanın özüdür ve sonradan kazanılan değil, kaybedilen bir özelliktir.
Kurumlar büyüdükçe, yöneticilerin bir kısmında,”ego”nun sınırları zorlanmaya başlar. Zira büyüklük “güç”ü, hayatın vazgeçilmez unsurlarından birine dönüştürür. İlginç olan, güç arttıkça ona paralel olarak bilginin arttığı gibi yanlış kanı vardır. “Güçlüyüm, o halde en akıllı benim…”, “Güç bende, her şeye muktedirim…” […]
